Uygur Türkleri Tarihi Ve Çin Zulmü

Uygur Türkleri tarihi çok köklü ve eski bir geçmişe dayanmaktadır. Günümüzde Çin zulmü ve baskısı altında olduğu için türlü işkence ve eziyete mâruz kalmaktadırlar.

Uygur Türkleri 1949’dan bu yana Çin’in topraklarını işgal etmesiyle bağımsızlığını yitirmiş durumdadır. Çin, Doğu Türkistan devleti için ‘Sincan’ tam manasıyla “kazanılmış topraklar ” adını vermiştir. Bölgeye zorunlu Çinli nüfusu yapılıp, Uygur Türklerini de Çin‘e baskı ile yerleştirmektedir. Çin, Uygur Türklerini asimile edip milli benliklerini yok etme politikası izlemektedir.

Uygur
Uygur

Çağdaş Çin tarihçisi Wang Kuo -wei’ye göre Şang hanedanı (M.Ö. 17. – M.Ö. 11. y.y) döneminde Çin kuzeyinde yaşayan en eski Türk kavimlerinden biri “Kung-Fang”lar idi. Uygurlar ok ve yay yapmada son derece ileri idiler. Bu silahları yalnızca kendileri için imâl etmiyorlar, Çinlilere de satıyorlardı. Çinliler ile sürekli savaş halinde idiler. (İzgi:2002:429,430)

Kao-çe “yüksek tekerlekli arabalı” demektir ve Oğuz Kağan Destanı’nda arabayı icat ettikleri için Kañlı adını alan Türklerin Çincedeki adıdır.

Bahaeddin Ögel’e göre Kao-çeler 5. yüzyılda Orhun nehrinden başlayıp Güney Rusya’da Volga nehrine kadar uzanan büyük bir kavimler topluluğu idi. Köktürkler de Uygurlar da bu topluluk içinden çıkmıştır. (Ögel:1961:16) Kao-çeler bu geniş alanda Juan-juanlarla Akhunlar arasında bazen bağımsız bazen bu güçlerden birine tâbi olarak bozkır hayatı sürdürüyorlar, dini törenlerde kurt ulumasına benzeyen şarkılar söylüyorlardı. Çünkü Çin kaynaklarının belirttiğine göre ataları kurt idi.(Ögel:1971:17)

Kao-çelerin devamı olan Tölislerin adı ilk olarak 550’lere doğru kaynaklarda görülür. Bu tarihlerde Bumın Tölisleri yenmiş ve 50.000 Tölis ailesini kendine bağlamıştır. (Taşağıl 2002:655)

Çin tahriklerine kapılan Tölisler 600 yılı civarında isyan etmişlerdi. İsyan Köktürk ülkesini büyük bir sarsıntıya uğratmış ve başarılı Köktürk hükümdarı Tulan, isyanlar sırasında hayatını kaybetmişti. Batı Köktürk hükümdarı Tardu kendisini doğunun da kağanı ilan etmiş; fakat Çinli casus ve diplomat Çang sun-şeng’in 603 yılında Köktürk ordu ve sürülerinin su kaynaklarını zehirletmesi üzerine Köktürklere ağır bir yenilgiye uğraşmışlardı. Yeni Köktürk kağanı Kimin aciz idi ve Çin imparatorluğuna bağlılığını bildirmişti. (Kafesoglu 1996:100) Bu olaylar üzerine Tölisler serbest kalmışlardı. Batı Köktürk kağanı Çulo onlara saldırıp birliklerini dağıttı. Bir daha birleşmelerini önlemek üzere de 605 yılındaki bir ziyafette Tölis ilerigelenlerinden birkaç yüzünü öldürttü. (Ş.Tekin 1976:8;Sertkaya 1995:310). Bu hadise Uygur tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır. Tölislerden beş boy yukarı Selenge ve Toğla ırmakları civarında bir birlik oluşturdular. Uygur, Bugu, Tonda, Bayırku,, Fulo boylarından oluşan birliğin yöneticisi Uygur boyu idi ve gittikçe genişleyecek olan birliğin başında Uygur “irkin”i bulunuyordu. (Ş.Tekin 1976:8;Kafesoğlu 1996:123;Taşağıl-uygur 2002:712).

Yukarı Selenge ve Tolga boylarında Uygurlar hüküm sürerken Orhun kıyılarında da Tölislerin Sir Tarduşlar bağımsız olarak yaşıyorlardı. Sir Tarduş Kağanı Bilge İnan 628’de bağımsızlığını ilan etmiş ve Köktürklerden sonra bozkırın en büyük gücü haline gelmişti. (Tasağıl 2002:677).

628’de Köktürkler İlteriş Kağan ile Tonyukuk önderliğinde yeniden bağımsız oldular. İlk iş olarak Uygurların elindeki Orhun bölgesini geri aldılar. Tonyukuk Dokuz Oğuzlar (Uygurlar) üzerine yürüyüşlerini Orhun bölgesini geri almalarını ve Uyguların yeniden Köktürklere bağlanmalarını ayrıntılı olarak anlatır. Buna göre Uygurlar üzerine bir kağan oturmuş, Çinliler ve Kıtaylarla anlaşarak Köktürkleri yok etme teşebbüsünde bulunmuştur. Casusları vasıtası ile bu bilgiyi öğrenen Tonyukuk, kağandan izin alarak hemen harekete geçmiş, 2000 kişilik ordusunu Ötüken’e doğru yürütmüş ve İnek Gölü yakınlarındaki savaşta 6000 kişilik Uygur ordusunu yenerek Ötüken’i almıştır. Bunun üzerine Uygurlar Köktürklere tâbi olmuşlardır. (T I G 1-10).

Bilge’nin kağanlığının ilk yılında Oğuzlar ayaklandılar. 717 yılındaki Agu savaşlarında yenilen Dokuz Oğuzlar yer sularını bırakıp Çin‘e doğru gittiler. Çin‘e gidenler yok oldular; kalanlar Bilge Kağan’a tâbi oldular. (BK D 34-38).

Köktürk Bengü taşlarındaki ifadelerden anlaşılacağı üzere, Uygurlar kağanlığın güçlü zamanlarında Köktürk teb’âsı olmuşlar; fakat en küçük bir karışıklık anında ayaklanmaktan geri kalmamışlardır.

Nihayet 742 yılındaki isyan başarıya ulaştı. Uygurlar, Basmıl ve Karluklarla ittifak yaparak Köktürk Kağanı Kutlug’u öldürdüler. Basmıl başbuğu kağan oldu. Karluklar batı, Uygurlar doğu kanat yabluglarını aldılar ve Çin tarafından tanındılar. Köktürk kağanlığına getirilen Ozmış’ı da 743 yılında öldürdüler. (Taşağıl-Uygur2002:713)

Sonraki yıllarda Karluklar ve Uygurların arası açılmış ve 745’te Karluklar bertaraf edilmiştir. Bağımsız olan Uygurlar dokuz boydan oluşuyordu. Oğuz boyu şunlardır: Bugu, Kun, Bayırku, Tonra, İzgil, Çi-pi, A-pu-se, Ku-lun-vu-ku, Ediz. Bu boylara Uygurlar da eklenince on uygur birliği oluşmuştur.

751’deki Talas savaşında Çinliler, Müslüman Arap ordularına yenilmiş ve tarım havzasından çekilmek zorunda kalmışlardı. Bu yenilgi ve ardından 755’te ortaya çıkan An-Lu-şan isyanı Çin‘i iyice sarstı. Uygurlar Çin‘e yardım etti. Başkent Çanan’ı Loyan’ı isyancılardan geri aldılar. İmparator kağana ağır armağanlar gönderdi; öz kızını da gelin olarak yolladı. Yılda 20.000 bin top ipekli kumaşı vergi olarak ödemeyi kabul etti. Bayan Çor, Orhun ve Selenge ırmaklarını birleştiği yerde Soğdak ve Çinlilere Bay Balık şehrini yaptırttı. Bu şehirlerde evlerde oturmaya, yerleşik hayata geçmeye başlayan Uygurlar, hayvan eti yemeyi, kımız içmeyi yasaklayan savaşçılık ruhuna aykırı bur dine girmiş oluyorlardı. Maniheizm “ışık dini” ne girenler kan içme adetini bırakıp yemek pişirmeyi öğreniyorlar, mukatele şehrinden uzaklaşarak bir fazilet diyarına giriyorlardı.

765’te Uygurlar Çin‘e yardım ettiler. İsyan eden 100.000’den fazla Tibetli’yi mahvederek hem Çin‘i kurtardılar, hem de zengin ganimetler elde ettiler. Çin bu dönemde Uygurların himaye ve kontrolüne girmişti.

839 kışında yut oldu; hayvan sürüleri kırıldı. Ülkede açlık ve kıtlık başladı. Kağanın ölümüne sebep olan vezir Kürebir, Kazan Tigin’i kağanlığına getirmişti. Bu sırada merkezde olmayan Külüg Baga bu işe çok kızdı, ve 840’ta 100.000 kişilik Kırgız ordusuyla Uygur başkentine saldırdı. Başkent harap oldu; Uygurlar katliamdan geçirildi. Ölümden kurtulanlar dört bir yana dağıldılar. (orkun 1938:40-44 Caferoğlu 1958:146-147)

Uygur Kağanlığı’nın sonu olan bu hadise Göç Destanı’na konu olmuştur.

Uygur
Uygur

Güneye göçenler Kansu’da yerleşerek Kansu Uygur Devleti‘ni kurdular. Güneybatıya giden 15 Uygur boyundan bir kısmı Tibetlilere bağlandı. Asıl büyük grup ise Beş Balık, Karaşar, Hoço ve Turfan şehirlerine yerleşerek Hoço Uygur Devleti‘ni kurdular. Uygurlar 1260’a kadar Çengizlilerin merkezi devletine, Karakurum’a ;1260-? Çağatay hanlığına bağlı oldular. 1368’de Çinlilerin Ming hanedanı tarafından Hoço Uygur Devleti‘ne son verildi.

Uygur
Uygur

Günümüzde Kaşgar şehri, Doğu Türkistan sınırları içindedir. Buradaki soydaşlarımıza yapılan eziyetler saymakla bitmez; zorunlu göç, Uygur kızlarının zorla Çinli erkekler ile evlendirilmesi, keyfî tutuklama, dinî ve kültürel kısıtlamalar, ekonomik kısıtlamalar,Uygur Türklerini zorla kamplarda tutmak ve çalıştırmak gibi baskılar uygulanmaktadır.

Türkiye olarak Filistin, Suriye, Mısır gibi Müslüman devletlere sahip çıktığımız gibi, Doğu Türkistan’a da sahip çıkıp bağımsızlıklarını yeniden kazanmaları için desteklerimizi esirgememeliyiz. Umarım Türk birliği sağlanır ve nerede zulüm ve katliam varsa son bulur…

Yeni Yazılardan Haberdar Ol!