Atabey Özbek ve Moğolların Beylekân Bozgunu

Atabey ne demek gelin önce onun tanımını yapalım.

Osman Turan Bey’e göre: Ata ve bey kelimelerinin birleşmesiyle oluşan bu kavram ilk defa Büyük Selçuklularda ortaya çıkmıştır. Ancak Orhun Abideleri’nde Yollug Tigin kendisini Kül Tigin (Köl-Tigin) atası olarak takdim etmektedir. İlk defa Sultan Alp Arslan oğlu Melikşah’ı eğitmesi için Nizamülmülk’ü atabey tayin etmiştir. Atabeylik bundan sonra tayin edilmeye başlanmış ve bilgili, tecrübeli devlet adamları arasından seçilmişlerdir. Atabeyler Büyük Selçuklu Devleti’nin son dönemlerinde bağımsızlıklarını ilan ederek Selçuklu’lardan ayrı bir devlet dahi kurmuşlardır.

Sözlük anlamı olarak ise; sadrazam, vezir-i azam padişahın lalası olarak ifade edilebilir.

Azerbaycan Atabeyliği

Atabey Özbek kaçış hikayesi

Atabey Pehlivan zamanında en güçlü dönemini yaşayan Azerbaycan Atabeyliği (İldenizliler), Atabey Kızılarslan’ın saltanatı ele geçirmesiyle en parlak dönemine ulaşır, ancak fazla sürmeden kısa sürede çökmüştür.

Atabey Kızılarslan’ın öldürülmesinin ardından yerine geçecek bir oğlu olmadığından yeğeni Ebû Bekir kendisini amcasının varisi gibi göstererek Azerbaycan’da atabey olarak ilân eder.

Amcasının üvey oğulları olan, İnanç Hatun’un oğulları Kutluğ İnanç ile Emîr-i Emîrân Ömer onu Atabey olarak tanımadılar ve ayrı ayrı ordularla üzerine hareket ederler.

Kutluğ İnanç yenilerek Irak’a döner.

Büyük Selçuklu Sultanı II. Tuğrul, tahtına yeniden ele geçirmek için önce Atabey Ebû Bekir’i, sonra da Kutluğ İnanç’ı mağlûp eder. (588/1192)

Daha sonra İnanç Hatun’un teklifi üzerine onunla evlenir. Fakat Sultan II. Tuğrul kendisini garantiye almak için İnanç Hatun’u boğdurur.

Bu sırada sultana tâbi olmayı düşünen İnanç Hatun’un oğlu Kutluğ İnanç, annesinin ölümü üzerine bu düşüncesinden vazgeçerek atabeylik iddiasını sürdürüp Hârizmşah Alaeddin Tekiş’i yardıma çağırır.

Bu teklif üzerine Selçuklu topraklarına giren Alaeddin Tekiş, Rey’e kadar ilerler ve bölgeye hâkim olur.

Akabinde kardeşi Sultanşah’ın Hârizm üzerine yürüdüğü haberini alınca ülkesine döner. Tekiş’in geri çekilmesinden sonra Sultan II. Tuğrul, topraklarını geri alır. Daha sonra Hârizmşah kuvvetlerinin üzerine yürüyüp yenilgiye uğratır.

Fakat başarıları uzun sürmez.

Halife Nâsır-Lidînillâh’ın da Sultan Tuğrul’un topraklarını Hârizmşahlar’a verdiğine dair menşur hazırlayarak Tekiş’e göndermiş ve onun tekrar Irâk-ı Acem’e yönelmesini sağlamıştır. Onun öncü kuvvetlerini komuta eden Kutluğ İnanç, Selçuklu Sultanı II. Tuğrul’u yenip başını kestirerek Irak Selçuklu hânedanına son verir.

Sultan Tuğrul’un ortadan kaldrılması üzerine Irâk-ı Arab’ın da tamamen Hârizmşahlar’ın himayesine geçeceğini anlayan Atabey Kutluğ İnanç ile Halife Nâsır-Lidînillâh ittifak yaparak karşı güç olarak gördükleri Tekiş’i bölgeden çıkarmaya çalışırlar. Fakat başarılı olamazlar ve Kutluğ İnanç öldürülür. Böylece adına hutbe okutturan Kutluğ İnanç’ın atabeylik dönemi son bulur.

Kutluğ İnanç’ın sürdürdüğü siyaset mücadelesini geri plandan izleyen Atabey Ebû Bekir, onun vefatından sonra İldenizli emirlerini etrafında toplar ve harekete geçerek toprakların bir kısmını ele geçirir. Ancak ülke onun, Halife Nâsır Lidînillâh’ın, Hârizmşahlar’ın ve Gürcüler’in mücadele alanına döner.

Özellikle Gürcüler karşısında âciz kalan Atabey Ebû Bekir çareyi bir Gürcü prensesiyle evlenmekte bulduysa da bu onun kurtuluşu olmayarak aynı yıl içerisinde ölür. (607/1210)

Ebû Bekir’in yerine kardeşi Atabey Özbek b. Pehlivan geçer. Özbek, Arrân-Azerbaycan tahtına çıkınca kendisine tâbi olan emiri isyan eder. Özbek, Halife Nâsır-Lidînillâh’ın gönderdiği ordunun yardımıyla isyanı bastırır.

Daha sonra Atabey Özbek, Fars Atabeyi Sa‘d ile birlikte ittifak içine girerek hareket etmiş ve İsfahan’ı ele geçirmiştir. Ancak üzerlerine gelen Hârizmşah Alâeddin’e yenilerek onun adına sikke kestirip hutbe okutmak şartıyla Azerbaycan’a dönebildi.

Moğolların İslam diyarına girmeleri üzerine Azerbaycan Atabeyliği de bu tahribattan nasibini almışlardır. Bu konu hakkında İslam Tarihi yazarı İbnü’l Esir, el Kamil Fi’t Tarih isimli eserinde şu bilgiler yer almaktadır:

Moğollar Hemedân’daki istilâ hareketini bitirdikten sonra Azerbaycan üzerine yürüyerek Erdebil’e varmıştı, Burayı ele geçirip halkını kılıçtan geçirirler ve sakinlerinin büyük bir kısmını katlettikleri gibi şehrin de ekserisini harabeye çevirmişlerdi.

Atabey Özbek'in Liderliğini yaptığı Azerbaycan Atabeyliğine Moğol saldırıları.

Daha sonra Azerbaycan Atabeyliği hakimiyetinde bulunan Tebriz üzerine hareket ettiler.

Atabey Özbek b. Pehlivan hükümdarlık görevini yerine getirmiyor, gece gündüz içki âlemlerine dalarak vaktini hep eğlenceyle geçiriyor, hattâ bu gibi eğlencelere daldığında bazen bir-iki ay evin içinde kalabiliyordu. Atabey Özbek o kadar korkaktı ki, en ufak bir ses işittiğinde bunun etkisiyle ürküp duruyordu. Bütün Azerbaycan ve Arrân gibi büyük bir bölgeye sahip olan Özbek, Cenâb-ı Allah’ın yarattığı kulları arasında en âcizi olup ülkesine kasteden ve bu ülkeyi ele geçirmek isteyen düşmanına karşı acze düşüp kalmıştı. Tatarlar’ın Hemedân’dan hareket edip kendisine doğru geldiklerini öğrenen Özbek b. Pehlivan derhal Tebriz’den ayrılmış, Nehçevân (Nahcuvân) taraflarına giderek, çoluk çocuğunu ve hanımlarını Hoy taraflarına gönderip kendisinden uzaklaştırır.

Atabey Özbek'in Kaçışı

Bunun üzerine Tebriz’in yönetimini Şemseddîn et-Tuğrâî alır. Şehri tahkim eder. Şehir halkını etrafında birlik halinde toplayıp maneviyatlarını güçlendirmiş ve düşmana karşı koymaları için cesaret vererek korkaklık ve bunun sonucunda meydana gelecek her türlü zillet ve hakaretten, hattâ büyük felâketlerden uzak tutmaya ve bundan korumaya çalışır. Ayrıca gücü yettiğince, bütün gayretini sarf ederek şehri müstahkem bir hâle getirmiştir.

Moğollar Tebriz’e yaklaştıklarında şehir halkının savaşa hazır, şehrin tahkim olduğunu, hendeklerin kazıldığını ve halkın birlik içinde olduğunu görürler.

Bunun üzerine Moğollar Tebriz halkına haber göndererek onlardan para ve elbise isterler. Sonunda iki taraf kendi aralarında kararlaştırdıkları bir miktar üzerinde anlaşınca, şehir halkı Moğolların istediği bu mal ve eşyayı ulaştırıp teslim etmişlerdir. Bu mal ve eşyayı alan Moğollar buradan ayrılarak Saray üzerine yürümüş, burayı da yağmalayıp halkından bir hayli kimseyi öldürürler.

Atabey Özbek'in savaş haritası

Sonra buradan ayrılan Moğollar Arrân Bölgesi’nde Beylekân üzerine yürüyerek burayı da yağmaladıkları gibi, yolları üzerinde rastladıkları bütün küçük şehir ve köyleri de tahrip ederek halkından karşılaştıklarını mağlûp edip kılıçtan geçirmişlerdir.

Azerbaycan Atabeyliğine Moğolların saldırıları

Sonunda Beylekân’a ulaşınca burayı muhasara etmiş ve aralarında bir barış akdetmek üzere şehir halkından bir elçinin gönderilmesini istemişlerdi. Bu isteklerini bildirmek üzere de Moğollar kendi aralarından ve ileri gelenlerinden birisini elçi olarak gönderince, şehir halkı gelen bu Moğol elçisini öldürmüştü. Buna son derece kızan Moğollar büyük bir hamle ile Beylekân üzerine saldırıp şehir halkıyla çarpışmalara girişmiş ve 618 Ramazan (1221 Ekim-Kasım) ayında şehri kılıç zoruyla alarak halkını küçük-büyük, kadın-erkek dinlemeksizin kılıçtan geçirmişlerdi. Hatta hâmile kadınların karınlarını deşerek içindeki ceninleri çıkarıp öldürmüşlerdi. Burada yakaladıkları kadınların önce ırzlarına geçiyor, sonra da öldürüyorlardı. Anlatıldığına göre, Moğollardan biri, herhangi bir eve girip içinde yaşayanları tek tek öldürüyor ve sonuncusuna gelinceye kadar hiç kimse elini kaldırıp ona karşı koymuyordu. Beylekân’daki bu yağma ve tahribatı bitiren Moğollar civar şehirlere saldırıp buraları da yağmalayarak her tarafı harabeye çevirdikten sonra Arrân diyarının en büyük şehri olan Gence’ye varmışlardı. Moğollar Gence halkının kahramanlığını Gürcüler’e karşı giriştikleri savaşlardan işitmiş, kalabalıklarından dolayı da cesaretlerini ve şiddetle karşı koymalarını öğrenmişlerdi. Gerçekten Gence Şehri son derece müstahkem olduğu için de burayı ele geçirmek kolay değildi. Buna güçleri yetmeyeceğini anlayan Moğollar Gencelilere haber göndererek onlardan para ve elbise istemişler, Genceliler de Moğolların bu isteklerini yerine getirince buradan ayrılıp gitmişlerdi.

617 (1220) ve 618 (1221) yıllarında Moğol tahribatından dolayı nasibini alan ve kurtaramayan Özbek Bin Pehlivan Nahcıvan’a kaçmıştı. Fakat Özbek Moğolların saldırıları son bulunca Tebriz’e geri döner.

Özbek, 621’de (1224) İran’ı istilâ eden Cengiz Han’dan kaçan Hârizmliler’i önce himayesine alır.

Ama Moğollar’ın baskısı üzerine onları teslim etmek zorunda kalır.

Ertesi yıl Gürcüler’in Azerbaycan’ı istilâ girişimi bertaraf edilmişken Hârizmşahlar toparlanır.

Atabey Özbek, korkusundan Tebriz’in idaresini bırakarak Gence’ye kaçar. Celâleddin Hârizmşah şehri ele geçirip devletinin merkezi yapar. Bazı rivayetlere göre kocasından boş düştüğünü var sayarak II. Tuğrul’un kızı olan Melike Hatun ile evlenir. Özbek ise bu onur kırıcı durum karşısında sığındığı Alıncak Kalesi’nde üzüntüsünden ölür. Özbek’in yerine Celâleddin Hârizmşah’ın onayı ile tek oğlu sağır ve dilsiz II. Kızılarslan geçmişse de hânedan Özbek’in ölümüyle dağılmış ve tarihe karışmıştır. Gürcü saldırılarına karşı Müslümanların müdafaasını üstlenmiş olan İldenizliler Azerbaycan’ın iktisadî, siyasî ve medenî hayatında önemli rol oynamışlar ve medeniyetin yükselmesine uygun bir ortam hazırlamışlardır.

Blok yazımı okuduğun için teşekkürler. Yeni yazılarımdan haberdar olmak için mail adresini aşağıya kaydetmen yeterli. Ayrıca diğer yazılarımı da görmek için buraya tıklayabilirsin. Başka yazılarda görüşmek üzere…

Kaynakça:

Yeni Yazılardan Haberdar Ol!