SURRE /SURRE-İ HÜMÂYÛN/SURRE ALAYI

Surre kelime olarak “içine para konulan kese veya cüzdan” demektir. Surre-i Hümâyûn , “dağıtımı hac zamanına yetiştirilmek üzere Osmanlı padişahları tarafından Medine’de Ravza-i Mutahhara görevlileri, Mekke’de Mescid-i Haram vazifelileri ile Kudüs’teki Mescid-i Aksâ görevlilerine, bu şehirlerdeki kutsal mabetler civarında oturan yoksullara, âlimlere ve hayatıyla halka örnek olan sâlih kimselere dağıtılmak üzere gönderilen para keseleri ve çeşitli hediyeler” anlamına gelmektedir. Surre Alayı ise, İstanbul’dan Mekke ve Medine’ye yardımları ve armağanları götürmüş olan topluluktur ve başında “surre emini” bulunurdu.

Surre keseleri ilk yıllarda Ravza-i Mutahhara ve Harem-i Şerif’in temizliği ile ilgili ferâşet görevlilerine tahsis edilmekte idi. Böylece mukaddes mekânlara gidip yüz sürme ve dua etme imkânı bulamayan padişahlarla diğer görevliler, ferâşet hizmetlerine katılarak, bizzat gidemedikleri kutsal mekânların hizmetkârlığına katkıda bulunmuş oluyorlardı. Bu yardımlar, zamanla güzergâh üzerindeki urbân kabilelerine verilen hediyeleri de kapsayacak şekilde genişletilmiştir.

Surre, tarihte ilk defa Abbasî Halifesi El-Muktedir Billâh zamanında gönderilmiştir. Osmanlı döneminde ise ilk olarak Sultan Yıldırım Bayezid (1389-1402), Haremeyn’e surre göndermiştir. Bunun ilk oluşu Yıldırım Bayezid’in oğlu Çelebi Mehmed döneminde olduğu söylense de Yıldırım Bayezid’in  791/1389 yılında Mekke ve Medine halkı için seksen bin altın gönderdiği tespit edilmiştir.  İstanbul’un fethinin Hicaz bölgesinde duyurulmasına özel bir önem atfetmiş olan Fatih Sultan Mehmed ise, saltanatı süresince her yıl kutsal beldelere belli miktarda hediyeler ve altın göndermeye devam etmiştir.Kendisinden sonra oğlu Sultan II. Bayezid her yıl hacılarla birlikte Haremeyn ahalisine belli miktarda hediyeler ve altınlar göndermeyi sürdürmüştür. Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ı fethetmesinden itibaren Hicaz bölgesi Osmanlı yönetimine geçmiş ve devam etmekte olan surre gönderme teamülü müesseseleşmiştir. Yapılan yardımlar
iki katına çıkarılarak, devletin resmî politikası haline getirilmiştir.

Osmanlı Devleti, Surre-i Hümâyûn geleneğini Mehmed Ali Paşa isyanı gibi ciddi sebeplerin dışında devletin son günlerine kadar devam ettirmiştir. Öyle ki son Osmanlı Padişahı Sultan Vahdeddin Han Mekke, Medine ve Kudüs’ün İngilizlerin himayesine girmesine ve 1919-1922 yılları arasında imkânların son derece kıt olmasına rağmen, kutsal mekânlar ahalisine surre göndermeye devam etmiştir.

Surre Alaylarıyla ilgili son olarak sizlere üç belge sunup, bu  konuyu nihâyete erdiriyoruz:

1-) Zor durumda olan Muhammed Hüsâmeddin ve Saliha adında  iki kişiye surre ihsân edilmesi hakkında tezkire:

 

Seniyyü’ş-şiyemâ Devletlü Âtıfetlü Re’fetlü Efendim Hazretleri:

Leffen savb-ı vâlâlarına gönderilen bir kıt’â arzuhâl meâlinden  müstefâd olacağı vecihle sâhib-i arzuhâl Muhammed Müsâme’d-din nâm yetim ile Fâtıma’nın vâlideleri Şâm-ı Şerîf sâkinelerinden Sâliha nâm  hâtuna mukaddemâ Surre-i Hümâyûn ihsân buyrulmuş ve muahharan mezbûre müteveffiye olmuş olduğundan  ve kendülerinin ızdırâb-ı hâllerinden bahsle a’tâf-ı senîyye erzân buyrulması hususuma niyâz u istid’â olunmuş ve emsâli misillü sâhib-i arzuhâl merkûmlara dahi münâsibi mikdâr Surre-i Hümâyûn i’tâ ve irsâli husûsuna emr u irâde-i inâyet-âde-i hazret-i cihân-bânî şeref-sünûh ve sudûr buyrulmuş olmağla ber-mûceb-i irâde-i seniyye iktizâsının icrâsı menût-ı himmet-i behîyyeleridir efendim.

B.O.A, MKT, 21/59

 

2-) Mülkiye ve ilmiye sınıfından Surre-i Hümâyûn Eminliği’ne tayin olunacak kişilerin, görevleri süresince mîrimîrânlık ve Haremeyn-i Muhteremeyn pâyelerine mahsus üniforma giymelerinin uygun olacağı hakkında irâde-i senîyye:

 

                                                                                              Hû

Bâb-ı Âlî

Dâire-i Sadâret-i Uzmâ                                                

Âmedî-i Dîvân-ı Hümâyûn                                         İrâde-i Senîyye

       497

 

Surre-i Hümâyûnum emânetine ta’yîn olunacak Sunuf-ı Mülkîyye ve İlmîyye’ye mensûb zevâtdan rütbesi olmayanlar veyâ mâ-dûn rütbede bulunanların vazîfe-i emâneti ifâ etdikleri müddetce mîr-i mîrânlık ve Haremeyn-i Muteremeyn pâyelerine mahsûs üniformaları iktisâ etmeleri tensîb olunmuşdur.

Bu irâde-i senîyyenin icrâsına sadâret me’mûrdur.  Fî 17 Receb Sene 333 Fî 19 Mayıs Sene 331

Mehmed Reşâd

Sadr-ı A’zam

Mehmed Sa’id

 B.O.A, İ. A, 1333 B-1

 

3-) Surre-i Hümâyûn alayına katılacak subaylar listesinin mirlivadan binbaşıya kadar genişletilmesi durumunda alayda boşluk oluşup herhangi bir yanlışlığa meydan verilmemesi için, görevi başında kalacakların listesinin bildirilmesi hakkında;

                                                                                        Hû

Yıldız Sarây-ı Hümâyûnu

Başkitâbet Dâiresi                                Serasker’e Gönderilen Tezkîre’nin Sûretidir.

 

Surre-i Hümâyun alay-ı vâlâsına hassa ve nizâmiye zâbitân ve ümerâsının cum’alık elbise-i resmîyeleriyle azîmet ederek mîrlivâ râddesinden binbaşıya kadar zâbitânın alayda bulunacakları resîde-i dest-i tevkîr olan 14 Şa’ban Sene 317 târihli tezkîre-i husûsiye-i seraskerîlerinde arz u beyân olunmuş ise de binbaşıya kadar zâbitânın bulunmaları hâlinde mevkîlerinden tebâüd etmeleri ve binâenaleyh bunda yanlışlık olması lâzım gelüb usûl ve emsâli hâricinde yanlış bir şey vukû’a gelmemek üzere iktizâ-yı hâlin ifâsı ve alayda bulunacakların hemen arz-ı hâk-i pây-ı ı âlî kılınması şeref-sudûr buyrulan irâde-i senîyye-i cenâb-ı hilâfet-penâhî icâb-ı âlîsinden olmağla ol-bâbda…

                               Fî 14 Şa’ban Sene 315 , Fî 5 Kânûn-ı Evvel Sene 315

 

Mukabele Edilmişdir

Kulları                             Kulları

Mehmed Cevâd                  İmza

Abd-ı Memlükleri

Tahsîn

                  B.O.A, Y. PRK. BŞK, 60/110

  • Add Your Comment