Osmanlıca Öğrenmek Bir Zihniyet Restorasyonudur

Yeni Şafağın haberine göre; Prof. Dr. Hayati Develi Osmanlıca öğrenmenin eski bir evi yıkılmaktan kurtarmaya benzediğini söylüyor ve ekliyor: ‘Zihniyet de böyledir. Onu restore etmek istiyorsanız önce dilden başlayacaksınız.’

Osmanlıca

Yediden yetmişe herkesin ilgi duyduğu alanlardan biri de artık Osmanlıca. Bunun en son göstergesi de Osmanlıcanın liselerde seçmeli ders olması. Bizde Osmanlıcanın nasıl bir dil olduğunu, öğrenmenin kolay yöntemlerini, ülkemizin dil ile olan imtihanını ve daha pek çok meseleyi konuşabileceğimiz isimlerden olan ve binlerce kişinin Osmanlıca öğrenmesini sağlayan ‘Osmanlı Türkçesi Kılavuzu’nun yazarı İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hayati Develi’yle konuştuk.

Osmanlıca sanıldığı gibi Türkçe’den ayrı bir dil mi?

Osmanlıca insanların zihninde adeta yabancı, Arapçamsı, Farsçamsı bir dil gibi… ‘Bu dil Arapça da değildir, Farsça da değildir; ama Türkçe de değildir. Bunların dışında, bizim anlayamayacağımız bir dildir.’ Böyle öğretilmiş insanlara. Oysa Osmanlıca, Türkçenin tarihsel bir dönemidir. Anadolu’da 1928’e kadar Arap harfleriyle yazılan Türkçedir.

Osmanlılar kendi dillerine ‘Osmanlıca’ demişler mi peki?

Hayır. İmparatorluğun son 50 yılı hariç Osmanlılar kendi dillerine hiçbir zaman Osmanlıca dememişler. Kendi dillerine her zaman Türkçe demişler.

Günümüzde sanki Osmanlılar başka bir dili konuşuyormuş gibi algılanıyor…

Böyle bir şey yok. Osmanlılar bugün konuştuğumuz dilin aynısını konuşuyorlardı. Elbette bugünkü yeni kelimeler yoktu. Ama sözdizimi, kelime yapımı, kelime dağarcığı olarak hemen hemen aynı dili kullanıyorlardı.

Osmanlıların diliyle bugünkü Türkçe arasında ne kadar mesafe var?

Elbette bugünkünden biraz farklı, tarihî özellikleri olan, içinde Arapça ve Farsça unsurların daha yoğun olduğu tarihsel bir dönemi Türkçenin… Karacaoğlan’ın şiirleri de Osmanlıca içerisindedir Pir Sultan Abdal’ın şiirleri de, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi de. Osmanlıların, Osmanlı entelektüelinin günlük konuşma dili de bugün sokaktaki halkın dilinden çok da farklı değildi.

DEDEMİZİN DİLİNE YABANCIYIZ

Bugün bir Arap ya da İranlı Osmanlıca bir metni okuyup anlayabilir mi?

Hayır. Mesela Evliya Çelebi Seyahatnamesi bir Arap ya da İranlı için anlaşılması mümkün olmayan bir metindir. Bunu ancak bir Türk anlar.

Günümüzde bu mümkün değil ama maalesef…

Tabii bizim de bugün aşmamız gereken bazı engeller var bu metinleri okuyup anlamakta… Önce yazıyı, sonra o günün insanlarının kullandığı kelimeleri öğreneceksiniz. Bugün dedelerimizin kullandığı dil bile bize yabancı geliyor. ‘Sabah-ı şerifleriniz hayr olsun’ dediğimizde gençler ‘sabah-ı şerif’ tamlamasını anlayamıyor.

Harf inkılabı bunda nasıl bir etki yaptı?

Cumhuriyet’ten sonra harf inkılabını gerçekleştirenler bu inkılabın getireceği sonuçları ya çok iyi hesap ettiler ya da hiç hesap edemediler.

Nasıl yani?

Alfabe değişikliğini yapanlar ya masumane bir şekilde ‘Bu Arap alfabesi Türkçeyi tam taşıyamıyor, sıkıntılar yaratıyor, öğrenme hızımızı düşürüyor. Latin harflerine geçelim, Batı dünyasıyla ortak kültür havzasına girelim. Nasıl olsa o metinleri de aktarırız’ dediler. Yahut da en azından bir kısmı ‘Bu harf inkılabı başlangıçtır, biz zihniyet dünyamızı bütünüyle geçmişten koparalım. Yepyeni bir dünyaya sıfırdan başlayalım’ dediler.

Yarım asır geçmeden sıkıntılarını hissettik ama…

Evet. Aradan yaklaşık 30-40 sene geçip, bir nesil değiştiğinde artık Arap harflerini okumayı yazmayı bilmeyen insanlar yavaş yavaş bürokrasiye, üniversiteye girmeye başladı. Bu insanlar dedelerinin yazdığı mektupları, bırakın dedelerini, babalarının yazdığı mektupları okuyamıyorlardı.

Kaynak için lütfen tıklayın.

Yazımı okuduğun için teşekkür ederim. Yeni yazılarımdan haberdar olmak istiyorsan aşağıdaki kutucuğa mail adresini kaydetmen yeterli. Diğer yazılarıma göz gezdirmek içinse buraya tıkla. Yeni yazılarda görüşmek üzere…

Yeni Yazılardan Haberdar Ol!
  • Add Your Comment