Osmanlı Donanma Cem’iyyeti

İkinci Meşrutiyetin 23 Temmuz 1908’de ilanı, toplumsal yaşamda büyük bir canlılık meydana getirmiştir. Özgürlük rejiminin içgüdüsel gereği olarak ülkenin her yerinde cem’iyyet ve dernekler kurulmuş ve bu cemiyetler toplumsal yaşamın ayrılmazbir parçasını oluşturmuşlardır. Bu dönem içerisinde kurulan cemiyetlerden birisi de Donanma-yı Osmanî Muavenet-i Milliye Cem’iyyeti’dir. Osmanlı Donanmasına maddi destek sağlamak amacıyla 19 Temmuz 1909’da Yağcızâde Şefîk Bey adında bir tüccar tarafından  İstanbul’da kurulan bu Cem’iyyet, 16 Ağustos 1909’da çıkarılan “Cem’iyyetler Kânûnu” ile meşrûiyet kazanarak yasal bir statüye kavuşmuştur. Gönüllü kişiler tarafından kurulan Cem’iyyet, zamanla devletçe de desteklenmiş, İttihat ve Terakki ile yakın ilişkiler kurmuş ve yarı resmi bir kuruluş niteliği kazanmıştır. Kısa süre içerisinde yurt sathında örgütlenmesini tamamlayan Cem’iyyet, gelir getirici pek çok kültürel, sosyal ve ekonomik faaliyetler gerçekleştirmiştir. Bu faaliyetlerle pek çok savaş gemisinin alımında pay sahibi olan Cem’iyyetin önemli gelir kaynaklarından birisini ise ziraat faaliyetleri teşkil etmektedir. Savaş yıllarının sıkıntılarını az da olsa milletin üstünden kaldırmayı, Türk ordusu ve çiftçisinin zarûri ihtiyaçlarını karşılamayı kendisine milli bir görev sayan Donanma Cem’iyyeti, ülkede ziraat seferberliğini başlatmıştır. I.Dünya Savaşından sonra Bahriye Nezâreti’ne katılancem’iyyet, bir süre sonra 2 Nisan 1919’da kapatıldı.                   

Bu cem’iyyetin kuruluş amacını, idare teşkilatını ve üyeleri hakkında bilgileri  şu nizâmnâme ile öğreniyoruz:

 

                                                                                       

 

Donanma-yı Osmanî Mu’âvenet-i Milliyye Cem’iyyeti

Nizâmnâme-i Esâsîsi

Fasl-ı Evvel

Madde 1: Donanma-yı Osmanî Mu’âvenet-i Milliyye Cem’iyyeti 6 Temmuz Sene 1325 târihinde İstanbul’da te’sîs edilimş olub, merkez-i umûmu ve merci’-i  kânûnisi İstanbul’dur.

Madde 2: Donanma-yı Osmanî Mu’âvenet-i Milliyye Cem’iyyeti Osmanlı Devleti’nin düvel-i mu’azzama arasındaki mevkî’ni muhâfaza ve menâfi’-i umûmiyyeyi ve münâsebât-ı ticâriyesini te’mîn içün ihtiyâcâtımızla mütenâsib bir kuvve-i bahriyye vücûda getirmek maksadıyla teşekkül etmişdir. Ve bu maksada vüsûl içün maddî ve ma’nevî lâzım gelen tedâbir ve vesâit-i meşrû’aya mürâcaatla mükellefdir.

Fasl-ı Sânî

A’zâ-yı Cem’iyyet ve Teşkîlât-ı İdâre

Madde 3: İkinci maddede beyân olunan maksada iştirâk etmek isteyen her zât ve hey’et ve şirket ve cem’iyyet şeklindeki eşhâs-ı ma’nevîye şehrî lâ-ekal bir guruş i’tâsını taahhüd ile cem’iyyetin a’zâ-yı tabiiyesi olabilecek ve sene-i nihâyetinde taksit-i şehrîyesini tezyîd ve tenkısa muhtâr bulunacakdır.

Madde 4: Arzu eden zevât taahhüdât-ı şehrîyesinin istediği mikdârını def’aten verebilir ve taahhüdât-ı vâkı’a mevrûs olmaz.

Madde 5: Ashâb-ı taahhüd içün ehliyet-i kânûniye aranılub, i’âne i’tâ edenler içün aranılmaz.

Madde 6: Cem’iyyet bir meclis-i umûminin nezâreti altında bir hey’et-i müntehâbe tarafından idâre olunur.

Madde 7: Meclis-i umûmi: Hey’ât ve mecâlis-i mütehâbe ve suver-i kânûniyede teşekkül etmiş bi’l-cümle cem’iyyet ve kulüblerden intihâb edilecek birer zâtdan müteşekkildir. Fakat zevât-ı müntehâbenin hukûk-ı medenîyesine mâlik olması ve Osmanlı bulunması şartdır. Meclis’in ibtidâ-yı in’ikâdında a’zâ meyânında re’y-i hafî  ile iki sene müddet ifâ-yı vazîfe etmek üzere bir reîs, iki reîs-i sânî  intihâb edilir.

Madde 8: Hey’et-i İdâre: Meclis-i umûminin re’y-i hafî ile ve iki sene intihâb eyledikleri yiğirmi beş zâtdan mürekkeb olub, iki sene müddetle ve fahrî olarak ifâ-yı vazîfe ederler ve içlerinde re’y-i hafî ile bir reîs, iki reîs-i sânî ve iki kâtib-i husûsi intihâb eylerler. Hey’et-i idâre ma’iyetinde umûr-ı tahrîriye ve hesâbiye içün lüzûmu kadar me’mûrin-i muvazzafâ vardır. Müddetinin hitâmında a’zâ-yı sâbıkanın tekrâr intihâbı câizdir. İnhilâl eden a’zâlık yerine esnâ-yı intihâbda ikinci derece ekseriyet kazanan zât, intihâb olunur. Hey’et-i idâre a’zâsı olabilmek içün şâyân-ı emniyet ve i’timâd olmakla berâber intihâb-ı kânûni mucebince sene-i nizâmiyi ikmâl etmiş olmak, hukûk-ı medenîyesine mâlik ve tâbiiyet-i Osmanî’ye hâiz bulunmak şartdır.

TİTE Arşivi, K 223, G 21, B 21-001.

 

Zamanla halk tarafından örgütün benimsenmesi, Sultân Reşâd’ın ilgi duymasına yol açtı. Pâdişâh, derneği korumasına alıp maddî katkı sağladı. Sultân Reşâd’ın emriyle cem’iyyete katkı sağlayanlara teşekkür belirtisi olarak “Donanma İane Madalyası” adında bir madalya verilmesi kararlaştırıldı. Bunu ise aşağıdaki şu Hicrî 1332 (1914) târihli Berât-ı Âlîşân’dan öğreniyoruz:

                                                       

Tuğra: Mehmed Han bin Abdülmecid El-Muzaffer Dâimâ Reşâd

 

Nişân-ı Şerîf-i Âlîşân-ı Sâmî-mekân-ı Sultânî ve Tuğrâ-yı Garrâ-yı Cihân-sitân-ı Hâkânî Hükmü Oldur Ki;

 Şevket ve Sütûn-ı Osmâniyye’nin muhâfaza ve i’lâsı zımnında kuvve-i bahrîyyemizi ihtiyâcımızla mütenâsib bir derece-i kemâle îsâl-i maksad-ı âliyyü’l-a’layla teşkîl etmiş olan Donanma-yı Osmânî Mu’âvenet-i Milliyye Cem’iyyeti’ne zükûr ve inâsdan i’ânât-ı mâliye ve teberrü’ât-ı sâire ve hıdemât-ı fevka’l-âdeleri meşhûd olanları takdîren derecât-ı muhtelifede bir madalya ihdâs edilmiş ve Posta, Telgraf ve Telefon (PTT) Nezâreti Muhâsebe Kalemi Kütübesinden Hasan Efendi  altı yüz üç guruş i’âne i’tâsı sûretiyle ibrâz-ı me’asir-i hamiyyet ederek mezkûr madalyanın tunc nev’ine nizâmnâme-i mahsûs mucebince kesb-i istihkâk eylemiş olduğuna binâen bi’l-istizân şeref-sudûr eden irâde-i senîyye-i şehriyârânem mantûk-ı münîfi vechle mûmâ-ileyhe zikr olunan madalyanın tunc nev’inden bir kıt’âsı i’tâ ve ihsân kılınmış olduğunu mutazammın işbu berât-ı âlîşânı ısdâr ve i’tâ kılındı.

Hurrira fî’l-yevmi’l-hâmis ve el-ışrûne min şehr-i Cemâziye’l-ahire Li-sene İsnâ selâsün ve selâse-mi’e  ve elf                  (25 Cemâziye’l-ahire Sene 1332)

Be-makâm-ı Kostantiniyye El-Mahrûse El-Mahmiyye