Batıda ve Türk İslam Ülkelerinde Toprak

Toprak insanoğlunun beşikten mezara kadar sığınağı yoldaşı olmuştur. Bazen onun için dövüşmüş bazen onun uğruna bedenini yine ona teslim etmiştir.

Ne güzel söylemiş Aşık Veysel:

“benim sadık yarim kara topraktır”

diye.

İnsanoğlu tarih başladığından beri toprak ana dediğimiz kutsal varlık üzerinde yaşıyor. İlk Türk toplulukları göçebe bir yaşam tarzını benimsemişler ancak hayvanlarını yine toprakta otlatarak yaşamlarını sürmüşlerdir. Yerleşik yaşama geçtikten sonrada ekip biçmek şeklindeki hayat tarzları günümüze kadar gelmiştir. Hepimiz biliriz Hun hükümdarı Mete ile Çinliler arasındaki savaş nedeninin kıraçta olsa Türklerin “Toprak“tan yani vatandan vazgeçmeyip savaştıklarını…

Selçuklu ve Osmanlı Devletlerinde Toprak yönetimi Vatan olmanın yanında hemde ülkenin kalkınması için en önemli vasıtaydı. Toprağa bağlı Askerlik sistemi İkta Selçukluda uygulanmış Osmanlıda ise Timar sistemi uygulanarak öyle güzel gelişmeler olmuş ki; devletin hazinesinden para çıkmadan asker beslenmiş toprak boş kalmadan sürekli üretim artmış ve köy ve kasabalarda dirlik düzen sağlamış.

Peki bizde durum böyleyken yani kimse köle değil herkes düzen ve dirlik içinde toprağı işleyip yaşarken Ortaçağ Avrupasında durum nasıldı. Türk İslam toplumlarının tam tersi yani feodal beyin emrindeki hiç bir hakkı olmadan köle gibi karın tokluğuna çalışan bir vahşi düzen vardı. Özellikle Sanayi Devrimi ile topraktan uzaklaşan bu Avrupalı toplumlar gelişen sanayileri için pazar, hammadde ve sömürge aramak için Dünya savaşını başlattılar. Sonuçlarını hepimiz biliyoruz.

Benim esas söylemek istediğim özellikle bu Corana zamanlarında dünya bir kez daha anladı toprağın ne kadar önemli ve vazgeçilmez olduğunu. Çünkü insanlık cep telefonu olmadan yaşar ancak ekmek olmadan yaşayamaz. Sözü daha fazla uzatmayacağım. İçinde bulunduğumuz bu günlerde toprağımıza sahip çıkalım vatanımız, ekmeğimiz ve sevdamız bizim toprak!

toprak
Yeni Yazılardan Haberdar Ol!
  • Add Your Comment